Naif Karabatak / Güne Bakış Genel Yayın Yönetmeni

48 yıllık muhasebe!

30 Ocak 2012 Pazartesi 10:04

Bugün Türkiye’nin tartıştığı dönemlerde dünyaya gelmiş, o dönemlerde büyümeye başlamıştım. 12 Mart muhtırasını elbet bilemezdim ama sokakların parsellendiği dönemleri çok iyi biliyorum. Kardeşin kardeşe düşman edildiği, bunun için özel ekiplerin kullanıldığı ve 12 Eylül’e giden süreci yaşayarak görüp, ibret alanlardanım…

Daha omuzlarımıza dünyanın yükü binmemiş, henüz dönen kirli dolaplardan haberimiz bile yoktu. Küçüktüm, daha dünyayı tanımamıştım…

Hayallerimiz bile küçüktü; insan bilmediğini nasıl hayal etsin?

Biz ancak bildiğimizi ve görmek istediklerimizi hayal ederdik ve küçük şeylerle mutlu olmayı biliyorduk.

Mesela yağlı yavan ve şekerli bisküvi, bizi mutlu ederdi.

Çelik çomak oynamayı çok severdik; atari çıkmamış, çılgınca bilgisayar oyunlarıyla tanışmamıştık daha.

Facebook’ta “dürtme” nedir bilmez; “Elim sende” der gülerdik…

Birliğim birlik” der atlar, “kör ebe” der saklanırdık, “gırcik” oynardık mutlulukla…

Oyunlarımız bize hastı ve biz sanal değil, gerçek takılırdık.

Oyuncaklarımız telden ve tahtadandı.

Tel arabayla sokak sokak dolaşır, tahta arabayı evde-kapı önünde sürerdik.

Ne de çalım satardık ama…

Saatlerce köşe başına kurulan sergilerde Tommiks, Teksas okurduk.

Her mahallede nadir bulunan tek kanallı televizyonu, tüm mahalleliyle birlikte seyretmenin zevkine doyum olmazdı.

Ayda yılda bir lazım olan telefon görüşmesi için, telefon alabilmiş seçkin komşuların evine gider, telefonun kolunu bir-kaç kez çevirir, eğer santral memuresi çıkarsa (zordu ya) görüşeceğimiz telefonu söyler ve beklerdik.

Çay, şeker, tüp ve gazyağı kuyruklarını gördüm ve saatlerce kuyrukta bekleyenlerle bekledim.

Küçücük halimle karaborsayı bile tattırdılar…

O zaman paralarımız bile küçüktü, ama değeri büyük.

Beş Kuruş etmez” denen adamların, maddi değerini harcamıştım.

Zamların en korkuncunu, kötü yönetimlerin en kötülerini hep yaşadım.

Kıbrıs savaşını, radyoda yayınlanan ajanslardan öğrendim, radyonun başına üşüşmüş yaşlı amcalarla birlikte hem de…

İnsanları sağcı-solcu diye kamplara ayırmanın ne acı şey olduğunu, kardeşi kardeşe, babayı oğluna düşman edilişini gözlerimle gördüm.

Ve bir gecede yapılan ihtilalle kesilen kanın, neden o güne kadar aktığına da küçük aklımla bir mana veremedim…

Kara belaları, Necabettinleri, kılları, tüyleri ve kıldan kıl kapanları, kılda keramet arayanları da hep tanıdım.

Tıpkı şimdi olduğu gibi o puslu yıllarda da, hep özgür olmak istedim.

Herkesin inandığı gibi yaşamasını ve söylemek istediğini, “birilerinin kulağına fısıldama dönemlerinin” bitmesini istedim.

Erzincan depremini yaşadım; akan kanları, dinmeyen gözyaşlarına karıştı gözyaşlarım. Kollarımda ölen insanın, ölüme adım adım, saniye saniye yaklaşmasına tanıklık etmenin hüznünü duydum, ta derinden.

Umutlarım vardı yıllarca…

Hayallerim, özlemlerim, beklentilerim…

Ne çok hayalim vardı oysa ne çok umutlarım.

Aşklarım, sevdalarım vardı ve hiç bitmeyecek sandığım çocukluk aşklarım…

Ne dostluklar, ne ihanetler, ne güzel insanlar, ne kadar çirkin suratlar gördüm.

Bizi “insanca yaşamayı” öğretenlerin, gün gelip “insanlıktan çıktıklarını” görüp üzüldüm…

Bize “dürüst” ve “ahlaklı” olmayı öğretenlerin mücahitliğinin çok kısa sürdüğünü, paranın insanları satın aldığını görmenin hüznünü yaşadım…

Zaman geçiyordu…

Alnımdaki kırışıklıklar artıyor, saçlarıma düşen aklarsa gerçek yaşımı aynada yüzüme haykırıyordu…

Ama benim daha hayallerim vardı.

Daha oynayacak oyunlarım vardı; bilyelerim, topacım, çelik çomağım nerede?

48 yıllık muhasebe yapmak kolay değil…

48 yılın artılarını eksilerinin bilançosunu çıkarmak her babayiğidin harcı olmazsa gerek…

Ama ben biliyorum…

Yaptıklarımı ve yapacaklarımı iyi biliyorum…

Daha bir coşkuyla hayata sarıldığım bir zamanda 48 yaşıma bastığımı haykıran nüfus cüzdanıma inat, “yaşama aşkı”mı elimden bırakmaya niyetim yok!

Yolun sonu ne zamandır bilinmez ama son ana kadar da çabalamaksa bize düşer…

 

Twitimden Seçmeler

Para güzel bir şey ama sorun, o mu bizim olacak, biz mi onun. İkincisi olacaksa hiç olmasın!

 

www.twitter.com/naifkarabatak

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ANKET
Çelikhan'ın en önemli sorunu nedir?
ÜYE İŞLEMLERİ
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Adıyaman
14 / 27 °C
Malatya
10 / 20 °C
İstanbul
15 / 20 °C
Şanlıurfa
17 / 30 °C