Fahrettin Çelik / samsathaber Editörü

Celal Topkan’a Yakışmadı

30 Ağustos 2010 Pazartesi 17:08

Sayın Celal Topkan’la bir röportaj yapmış ve doğrusu kendisinden etkilenmiştim. Bilgi ve birikimi, açık sözlülüğü ve mütevazı kişiliği oldukça hoşuma gitmişti.

 

Son zamanlarda Sayın Topkan aralarında birçok gazeteci ve yazarında bulunduğu gruba mailler atarak referandum ile ilgili düşüncelerini paylaşıyor. Bu yazılar bazı site ve gazetelerde de yayınlanıyor.

 

Bu maillerden bende istifade ediyorum. Bir dönem milletvekilliği yapmış, deneyimine güvendiğim Sayın Topkan’ın yazılarını titizlikle okuyorum. Düşüncelerini bizlerle paylaştığı için kendisine teşekkür ediyorum.

 

* * * *

 

Referandumun üç seçeneği var. Birincisi “evet”, ikincisi “hayır” yönünde oy kullanmak. Üçüncüsü ise sandığa gitmemek veya gidip oyunu geçersiz olacak şekilde kullanmak, yani boykot etmek.

 

Sayın Topkan’ın düşüncesi “hayır” yönünde oy kullanılması. Buna saygı duyuyorum. Benim düşüncem ise “evet” yönünde oy kullanılması. Buna da saygı gösterilmesini istiyorum.

 

Karşı düşünceyi eleştirmek, kendi düşünceni kabul ettirmeye çalışmak, belki –alaya almadan– mizah konusu yapmak bile ifade özgürlüğünün, demokrasinin güzellikleridir.

 

Sayın Topkan, “Erdoğan’ı Şaşırtan ‘evet’ ve Düşündürdükleri” başlıklı yazısında Sayın Başbakan’ın Tokat mitinginden bazı cümlelerinden hareketle, 12 Eylül’de yapılacak referandumda,  “evet” diyenlerin “neye neden evet” dediklerini bilmeden “evet” dediklerini belirtiyor.  

 

Sayın Topkan, AKP’nin mitingine gelenlerin aslında kendi iradeleriyle gelmediklerini yerel yöneticilerin baskı ve talimatları ile mitinge katıldıklarını belirtiyor.

 

Sayın Topkan’ın önceki makalelerini bilimsel ve akademik bulduğum için düşüncesinin “evet” veya “hayır” olmasına bakmaksızın önemsemiştim ama bu son yazısını, klasik siyaset, CHP’lice muhalefet etme olarak gördüm.

 

            * * * *

 

Ben 12 Eylül’de yapılacak referandumda “evet” oyu kullanmaya karar vermeden önce yapılan anayasa değişikliklerini titizlikle inceledim. Birincisi bunun için “evet” demeye karar verdim.

 

12 Eylül 1980’de on iki yaşındaydım. O yaşlarda taze, küçücük beyinlerimiz sol ve yasal olmayan düşüncelerle doldurulmuştu. Masal kitapları ile henüz tanışmadan siyasi kitaplarla tanıştırılmıştık.

 

12 Eylül 1980 sabahı solcu öğretmenimizin oğlunun sünnet töreni vardı. Garibim hocamız oğlunun sünnetini göremeden kelepçelenerek götürülmüştü. Onun götürülüşü, eşinin, çocuklarının çığlıkları hala gözlerimin önünde.

 

Sokakta yürürken –Samsat’ta meşhur, o zamanın Sıkı Yönetim Komutanı– Ramazan Başçavuş görmüştü beni. Çocukluğumdan beri uzun saçı severim. Uzayan saçlarımı görünce “ulan ….., artist misin, komünist misin, çabuk saçını kes” demişti, bende koşa koşa eve gitmiş derhal saçımın kesilmesini istemiştim.

 

12 Eylül darbesinde belki siz büyüklerimiz kadar çok şey yaşamadık. Ama çocuk yaşta yaşadıklarımız bile uzun yıllar içimizdeki kini kartopu gibi büyüttüğü için referandumda “evet” diyeceğim Sayın Topkan.

 

İkinci şıkkınızda da AK Parti mitingine gelenlerin kendi iradeleriyle gelmedikleri, başta mülki idare amirleri olmak üzere, yerel yöneticilerin baskı ve talimatları ile mitinge katıldıklarını belirtiyorsunuz.

 

Bunu da esefle karşıladım. Birçok arkadaşımız idarecilerinden gizli bir şekilde mitinge katıldıklarını, izin alabilmek için çeşitli mazeretler uydurduklarını belirtiyorlar.

 

CHP mitingine gidenlerin hiçbir kaygı duymadıklarını ama AK Parti mitingine giderken “irticacı” damgası yememek için köşe bucak saklandıklarını ifade ediyorlar. Kimin söylediği doğru kestirmek zor. 70 yaşındaki kadın, erkeklerin, her kesimden, her yaştan insanların zorlama ile getirildiği bana tuhaf geliyor

 

Özetlemek gerekirse, anayasa değişiklik paketinin yetersiz olduğu, eksik olduğu, zamanlaması vs. birçok konuda Sayın Topkan’a katılıyorum.

 

Ama bilinçsizce oy kullanıldığı ve yerel yöneticilerin zorlama ile mitinglere insan gönderdikleri fikrini şaşkınlıkla karşılıyorum. Bunlar Sayın Topkan’ın esas düşünceleri olamaz, bir siyasetçi olarak siyaset yapıyor diye düşünüyorum.

 

Sevgi ve saygı ile…

 

Fahrettin ÇELİK

www.samsathaber.com

  

 

YORUMLAR
Tebrik
Dost4402
Ellerine Sağlık. Bu yobazlara inat EVET diyeceğiz.
06 Eylül 2010 Pazartesi 12:39
geldigi yeri unutan celal
kubilay
saygı deger celal bey siz geldiginiz yeri unutdunuz.siz halkdan biriydiniz bir zamanlar. ama şimdi emekli bir vekil oldunuz.eskiden bir vatandaş kapınızı çaldıgında koşarak gelirdiniz şimdi ise benim tuzum kuru ne yaparsanız yap demeye başladınız.birde neden chp de istifa edip şimdi tekrar döndünüz.hepsi şahsi çıkar meselesi demi.amaaaa akp de bu yok işde ankarada adıyamana kadar geliyosunuz yolları sanırım görüyosunuz.saglıkda verilen hizmeti görüyosunuz.egitimde yapılan hizmeti görüyosunuz. türkiyede sizin zamanınızda zühür eden ergenakon çetesini görmezden geliyosunuz.bundan böyle bizimde tuzumuz kuru bizde EVET DİYORUZ.yine adıyamana gel tekrar geldigin gibi gidersin.halk uyandı sanmaki sen ankaraya gidim uyanık oldun .müjdeler olsun halk;da uyandı.bundan böyle sevdamız millet kararımız EVET..
03 Eylül 2010 Cuma 22:24
nerden bilsinler
Osman Yıldırım
karşılıksız sevgiyi yaşamayan nerden bilsin. adamlar bakıyor erdoğana karşı aşırı bir sevgi var, demekki bir menfaatleri var veya merfati olanlar zorla getiriyor. halktın partisini halkın sevmesi kadar doğal ne olabilir.
30 Ağustos 2010 Pazartesi 23:08
ANKET
Çelikhan'ın em önemli sorunu nedir?
ÜYE İŞLEMLERİ
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Adıyaman
-3 / 8 °C
Malatya
-12 / -2 °C
İstanbul
7 / 13 °C
Şanlıurfa
-1 / 13 °C