Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Oruç Ve Kalp Hastalıkları

Oruç Ve Kalp Hastalıkları

26 Temmuz 2011 Salı 05:42

Harran üniversitesi Tıp Fakültesi kardiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç.Dr.Recep Demirbağ,Orucun kalp hastalıkları üzerine etkisi üzerine bir değerlendirmede bulundu.

Her ramazan gelişinde oruçla ilgili bilgiler verilmesi kardiyovasküler sistem hastalığı olanlara için faydalı olacaktır.

Bildiğiniz gibi “oruç” İslam’ın beş şartında biri ve yapılması gereken farz ibadetlerdendir. Her yıl 11 gün daha erken gelmektedir. Bu yılda Ramazan ayı sıcakların belirgin gündüzlerin uzun olduğu Ağustos ayında idrak edilecektir.

Oruç’ta en önemli değişiklik; geceleyin sahura kalkılması, sahur ile iftar arasındaki sürede vücuda sıvı veya katı herhangi bir gıda alınmaması ve iftar sahur arasında ise gerekli ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.

Bu değişikliklere bağlı olarak orucun ilk günlerinde susuzluk hissi, baş ağrısı, halsizlik, gerginlik, uyku düzeni bozukluğu gibi rahatsız edici etkileri belirgin olabilir. Sonraki günlerde, vücudun yeni duruma adapte olması ile bu etkiler azalır ve daha az etkili olurlar.

Ramazan ayının farklı mevsimlere (yaz/kış) gelmesinin, oruç tutmak isteyen kalp hastaları için ne gibi özellikleri vardır?

Orucun kış aylarına geldiği yıllarda günlerin kısa olması ve havaların sıcak olmaması nedeniyle sıvı kaybı çok az olur, ancak sıcak yaz aylarına geldiği yıllarda aşırı sıvı kayıpları olabilir. Kişilerin bulunduğu ortamlar, alışkanlıkları, hastalıklarının derecesi ve kullandığı ilaçlar göz önüne alınarak bireye özgü değerlendirmenin yapılması gereklidir.

Orucun olumlu etkileri var mı?

Oruç vücudun zinde kalması, bir aylık süre içerisinde bir nevi rehabilitasyon sağlaması ve psikososyal anlamda faydalarının olduğu eski tarihlerden beri bilinen bir gerçektir. Yapılan araştırmalara oruç tutanlarda iyi huylu diye bilinen yararlı kolesterol (HDL)’un arttığı ve homosistein düzeylerinin düştüğü gösterilmiştir. Bu bulgular sağlıklı kişilerde orucun kalp hastalıklarına koruyucu etkisinin olduğunu göstermektedir.

Oruç kalp hastalığını nasıl etkiliyor?

Oruç en fazla koroner arter haslıkları, kalp yetersizliği ve hipertansiyonu olan hastaları etkilemektedir. Bu etkilenmenin esas sorumlusu olarak sahura kalkmadan oruç tutulması ve iftarda aşırı yemek alımı üzerinde durulmaktadır

İftarda hızlı ve bol yemek sonrası sindirim mide barsak sisteminin kan dolaşımı artar. Bu durum kalbe %20 daha ilave yük getirir. Öncesinde kalp yetersizliği olan hastaların tekrar kötüleşmesine yol açar.

Ramazan ayında acile başvuru zamanları büyük çoğunlukla iftarla sahur arasındaki tokluk zamanı süresince olur. Özellikle iftarda aşırı kalorili ve yağlı gıdaların yenmesi, gündüz içilemeyen sigaraları iftardan sonra hızla içilmesi kalp hastalarını olumsuz etkiler. Sahura kalkılması, iftarda midenin fazla doldurulmaması ve sigara içiminin azaltılması veya bırakılması alınacak en iyi önlemlerdir. 

Ramazan ayı öncesi, Ramazan ayı ve bir ay sonrası hastaların incelemesinde Ramazan ayı içerisinde kalp krizi ve felç ile başvuran hasta sayısında herhangi bir artış olmadığı tespit edilmiş. Farklı bir çalışmada ise orucun stabil durumdaki kalp hastaları üzerinde sadece hafif bir olumsuz etkisi olduğu gösterilmiştir. Literatürde oruç tutmanın ölüm riskini arttırdığı ile ilgili (kalp krizi, inme gibi nedenlerle) hiçbir veri bulunmamaktadır.

Kalp hastalarının oruç tutabilir mi?

Eğer hastalığı tedaviyle kontrol altında tutulabilen kalp-damar hastaları (kalp krizi geçirmiş ve by-pass geçirmiş kişiler), hipertansiyon, ritim problemi yaşayanlar ile kalp yetersizliği olan kişiler ise normal diyet kurallarına uymak suretiyle oruç tutabilirler.

Kalp yetersizliği olan kişiler genellikle kalp yetersizliği sonucu vücutta artan tuz ve suyu azaltmak için idrar söktürücü ilaçlar kullanırlar, bu ilaçların etkisi nedeniyle oruç zamanı aşırı tuz ve su kayıpları olur bayılmalara hatta şoklara neden olabilir. Son dönemde kalp yetersizliği olan, istirahatta dahi nefes darlığı olan hastaların oruçlarını tutmayarak, yerine İslam dinin önerdiği alternatif yöntemleri uygulayabilirler.

Kan basıncı yüksek olan hastalar ilaç dozlarını sahur ve iftarda olacak şekilde veya günlük tek doz ilaç alımı şeklinde değiştirebilirler. Fazla kilolu, çok sayıda ilaç kullanan ve tansiyon kontrolü çok iyi olmayan hastaların oruç tutmaları önerilmeyebilir.

Diyabet (Şeker) hastalığında yüksek riskli diyabet hastalarında uzamış açlık, kan şekeri düşmesi ve sıvı kaybına bağlı olumsuz etkiler artmaktadır. Dolayısı ile kontrolsüz diyabet, sık aralıklar ve kısa etkili insülin kullanan hastalarının oruç tutması önerilmemektedir. Ancak sadece diyet veya oral ilaç ile kullanımı ile kan şekeri kontrol altında olan diyabet hastalarının oruç tutmasında bir sakınca yoktur.

Kalp hastalığı olanlar iftarda ve sahurda neler yemeli?

Sağlıklı kişilere tavsiye edilen bir beslenme tarzı kalp hastaları içinde geçerlidir. Öncelikle ve özellikle iftarda hızlı ve fazla yemekten kaçınılmalıdır. İftarda öncelikle hurma, çay ekmek peynirle veya çorba gibi hafif bir kahvaltı şeklinde yapıp daha sonra kızartılmamış ve aşırı yağlı olamayan gıdalar tercih edilmelidir. Bir örnek gerekirse makarna ve komposto veya hoşaf idealdir. Börekten vazgeçilemiyorsa, kızartılmamış, fırında pişirilmiş bol sebzeli olmalı ve ölçülü yenilmelidir. Nohut mercimek fasulye de tavsiye edilir ancak baklagillerin sindirimi zor olduğundan az miktarda yenmelidir. Midenin asit salgısını arttıran baharatlar Ramazan’da az tüketilmelidir. Sahurda ise çok yemek uzun süre tok tutar inancından vazgeçilmelidir. Çünkü ne kadar çok yenirse o kadar çok acıkılır, Sahur sofraları kahvaltı gibi hazırlanmalıdır. Su ve mineral ihtiyacını karşılayacak gıdalar yanında ölçülü miktarda yumurta, süt, yoğurt, peynir veya lifli gıdalar (sebze yemekleri) hem kan şekerinin yavaş yükselmesini sağlar, aşırı mide salgısına neden olmazlar ve acıkmayı geciktirirler.

Diğer öneriler:

Ağustos sıcaklarının uzun günleri ile birlikte olması, gecelerin ise kısa olması nedeniyle gündüz öğlen saatlerinin serin yerlerde, mümkünse bir/iki saatlik uyku ile geçirmesi oldukça faydalıdır. Öğlen saatlerindeki uyku, son derece dinlendiricidir ve vücuttaki bütün stresi alır. Öğle uykusu uyuyanların, uyumayanlara göre kalp krizi geçirme riski yarı yarıya düşmektedir. Çünkü uykuda beden ile birlikte ruhsal dinlenme ve buna bağlı olarak vücutta zararlı hormonların salgılanması azalır.

İftarda bol bol çay içebilirsiniz ancak sahurda çok çay ve kahve içmek gün içerisinde susamanıza neden olur.

 


Toplam 728 defa okunmuştur.
YORUMLAR
ÇELİKANIN GURUR KAYNAĞI
RAMAZAN BAYRAM
ben çelikanlı çelikan net okuru olarak çelikandaki sağlık kuruluşlarımızda kardiyoloji alanında doktor olmaması sebebiyle , kendisini alannıda ispatlamış olan hocamıza kendi alannında çelıkan halkını bilgilendirdiğinden dolayı müteşekkirlerimi bildirmeyi kendime borç kabul ediyorum.
01 Ağustos 2011 Pazartesi 10:47
ANKET
Çelikhan'ın en önemli sorunu nedir?
ÜYE İŞLEMLERİ
POSTA LİSTESİ
Foto Galeriler
Video Galeriler
HAVA DURUMU
Adıyaman
15 / 30 °C
Malatya
10 / 21 °C
İstanbul
14 / 22 °C
Şanlıurfa
17 / 31 °C